Av. Ali Kurt
Sözler Mecmuası
Bediüzzaman Said Nursî’nin eseri olan Risale-i Nur Külliyatı'nı anlamak, hayatımıza katmak ve derinlemesine kavramak için yola çıktık. Her bölümde Av. Ali Kurt ile Risale-i Nur'daki önemli konulara odaklanarak iman, ahlak ve irfan yolculuğunda rehber olacak dersler sunuyoruz. İlgili her yaştan dinleyiciyi, hayatlarına anlam katacak bu düşünceleri keşfetmeye davet ediyoruz. Lem'alar Mecmuası için:Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast/lemalar-mecmuası/id1777199594Spotify: https://open.spotify.com/show/0q1S0du5ofaVy71I2lkG1RBilgi ve yorumlarınız için: alikurthizmet@gmail.com
Author
Av. Ali Kurt
Category
Podcast website
Latest episode
Jun 29, 2026
Where to listen?
Podcasts in the app Replaio Radio Coming soonPodcasts are coming to the app soon. Install now and be the first to see a whole new take on podcasts
Episodes
(95) 29. Söz/6, Sh 184 | Kadîr-i Hakîm seyyâlât-ı latîfe maddeleri hayatsız, câmid, şuûrsuz bırakmaz 07.07.2025 1:13:37
Elhâsıl: Denilebilir ki, hayat olmazsa, vücûd vücûd değildir. Ademden farkı olmaz. Hayat ruhun ziyâsıdır, şuûr hayatın nûrudur. Mademki hayat ve şuûr bu kadar ehemmiyetlidirler. Ve madem şu âlemde bilmüşâhede bir intizâm-ı kâmil-i ekmelvardır. Ve şu kâinâtta bir itkān-ı muhkem, bir insicâm-ı ahkemgörünüyor. Madem şu bîçâre, perişan küremiz, sergerdân zeminimiz, bu kadar had ve hesaba gelmez zevil-...
(94) 29. Söz/5, Sh 183 | Denilebilir ki, hayat olmazsa, vücûd vücûd değildir. Ademden farkı olmaz. 30.06.2025 55:38
ak, hayatsız bir cisim, büyük bir dağ dahi olsa, yetîmdir, garibdir, yalnızdır. Münâsebeti, yalnız oturduğu mekân ile ve ona karışan şeyler ile vardır. Başka, kâinâtta ne varsa, o dağa nisbeten ma‘dûmdur. Çünkü ne hayatı var ki, hayat ile alâkadâr olsun. Ne şuûru var ki, taalluk etsin. Şimdi bak, küçücük bir cisme, meselâ balarısına. Hayat ona girdiği anda bütün kâinâtla öyle münâsebet te’sîs eder...
(93) 29. Söz/4,Sh 182 | 1. Maksad | Melâike îmânın bir rüknüdür |1. Esas| Vücûdun kemâli hayat iledir 12.06.2025 58:17
Birinci Maksad: Melâikenin tasdîki îmânın bir rüknüdür. Şu maksadda dört nükte-i esâsiyevardır. Birinci Esas: Vücûdun kemâli hayat iledir, belki vücûdun hakîkî vücûdu, hayat iledir. Hayat, vücûdun nûrudur. Şuûr, hayatın ziyâsıdır. Hayat, her şeyin başıdır ve esasıdır. Hayat her şeyi, her bir zîhayatSayfa 183Elifler Adedi(16)olan şeye mal eder. Bir şeyi, bütün eşyâya mâlik hükmüne geçirir. Hayat il...
(92) 29. Söz/3,Sh 182 | Melâike ve rûhâniyât kâinâtın herbir cihetinde bir ubûdiyetle muvazzaftırlar 29.05.2025 57:48
Madem bu nihâyetsiz tezyînât, nihâyetsiz bir vazîfe-i tefekkür ve ubûdiyet ister. Halbuki ins ve cin, şu nihâyetsiz vazîfeye, şu hikmetli nezârete, şu vüs‘atli ubûdiyete karşı milyondan ancak birisini yapabilir. Demek bu nihâyetsiz ve çok mütenevvi‘ olan şu vezâif ve ibâdete, nihâyetsiz melâike envâ‘ları, rûhâniyât ecnâsları lâzımdır ki, şu mescid-i kebîr-i âlemi saflarıyla doldurup şenlendirsin....
(91) 29. Söz/2, Sh 181 | Mukaddime | Melâike ve rûhâniyât, insan ve hayvanların vücûdu kadar kat‘îdir 15.05.2025 1:04:35
YİRMİ DOKUZUNCU SÖZاَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ ٭ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِتَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ ٭ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَب۪ي ٭Şu makam, iki “Maksad-ı Esâs” ile, bir “Mukaddime” den ibârettir. Mukaddime: Melâike ve rûhâniyâtın vücûdu, insan ve hayvanların vücûdu kadar kat‘îdir, denilebilir. Evet, On Beşinci Söz’ün Birinci B...
(90) 29. Söz/1, Sh 179 | Beka-yı ruh, melâike ve haşre dâir olan 29.Söz'de Elifler'in latif tevâfuku 10.05.2025 1:17:49
Risâle-i Nûr mîzânlarından ve îmân âhiret burhânlarındanYİRMİ DOKUZUNCU SÖZBekā-yı Rûh ve Melâike ve Haşr’e dâirdir. Saîdü’n-Nûrsî BedîüzzamanBu risâlenin şirin ve latîf bir diğer tevâfuku da şudur ki, bu sözün bir kerâmet-i zâhiresi olan eliflerin tevâfukāt-ı acîbesi içinde, “Saîdü’n-Nûrsî” nin makam-ı ebcedîsi tam tamına tevâfuk ediyor. Çünkü, sahîfe başlarında gelen eliflerin mecmû‘-u adedi “be...
(89) 28. Söz/4, Sh 176 | Cennette binlerce köşk ve hûri ihsan edilmesine ne ihtiyaç var, ne demektir? 10.04.2025 59:22
Sayfa 176Suâl: Ehâdîs-i şerîfede denilmiştir ki: “Bazı ehl-i cennete, dünya kadar bir yer veriliyor. Yüz binler kasır ve yüz binler hûri ihsân ediliyor. Bir tek adama bu kadar şeylerin, ne lüzûmu var? Ne ihtiyacı var? Nasıl olabilir? Ve ne demektir?”Elcevab: Eğer insan, yalnız câmid bir vücûd olsa idi veyahud yalnız mideden ibâret nebâtî bir mahlûk olsa idi veyahud yalnız mukayyed, ağır ve muvakka...
(88) 28. Söz/3, Sh 175 | Yetmiş kat elbiseli huriler ve dünyadan gelen cennetlik kadınların güzelliği 05.04.2025 35:19
Suâl: Ehâdîsde denilmiş: “Hûriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.” Bu ne demektir? Ne ma‘nâsı var? Nasıl güzelliktir? Elcevab: Ma‘nâsı pek güzeldir ve güzelliği pek şirindir. Şöyle ki: Şu çirkin, ölü, câmid ve çoğu kışır olan dünyada hüsün ve cemâl, yalnız göze güzel görünüp, ülfete mâni‘ olmazsa, yeter. Halbuki güzel, hayatdâr, revnakdâr, bütün kış...
(87) 28. Söz/2, Sh 173 | Sevdiğimiz kişiler cennette farklı makamlarda iseler nasıl beraber olacağız? 27.02.2025 56:00
Suâl: Cisim eğer hayatî olsa, eczâ-yı bedenî dâim terkîb ve tahlîldedir. İnkırâza mahkûmdur. Ebediyete mazhar olamaz. Ekilve şürb, bekā-yı şahsî ve muâmele-i zevciyeise, bekā-yı nev‘î içindir ki, şu âlemde birer esas olmuşlar. Âlem-i ebediyette ve âlem-i uhrevîde şunlara ihtiyaç yoktur. Neden cennetin en büyük lezâizi sırasına geçmişler? Elcevab: Evvelâ şu âlemde, cism-i zîhayatın inkırâza ve mevt...
(86) 28. Söz/1, Sh 171 | Cennete dairdir | Kusurlu cismaniyetin ebediyet ve cennetle ne alakası var? 20.02.2025 54:16
YİRMİ SEKİZİNCİ SÖZŞu söz cennete dâirdir. Şu Söz’ün iki makamı var. Birinci Makam, cennetin bazı letâifine işaret eder. Fakat Onuncu Söz’de on iki hakîkat-i kātıa ile gayet kat‘î bir surette ve bu Söz’ün İkinci Makam’ında, (Hâşiye) Onuncu Söz’ün hulâsası ve esası müteselsilgayet metîn arabîbir burhân-ı kat‘î ile, gayet parlak bir tarzda vücûdu isbat olunan cennetin isbât-ı vücûdundan bahis değil,...
(85) 27. Söz⧸8, Sh 168 | Evliyanın büyükleri dahi Sahabenin küçüklerine müsâvât da‘vâsını kazanama 01.02.2025 54:01
Suâl: Deniliyor ki: “Sahâbeler Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı gördüler, sonra îmân ettiler. Biz ise görmeden îmân ettik. Öyle ise îmânımız daha kavîdir. Hem kuvvet-i îmânımıza delâlet eden rivâyet var?” Elcevab: Sahâbeler, o zamanda efkâr-ı âmme-i âlemhakāik-i İslâmiyeye muârız ve muhâlif iken, Sahâbeler yalnız sûret-i insaniyede Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı görüp, bazen mu‘cizes...
(84) 27. Söz/7, Sh 167 | 3.Vecih | Sahabelere fazîlet-i a‘mâl ve sevâb-ı ef‘âl cihetinde yetişilmez 25.01.2025 54:33
Üçüncü Vecih: Fazîlet-i a‘mâlve sevâb-ı ef‘âlve fazîlet-i uhreviye cihetinde Sahâbelere yetişilmez. Çünkü nasıl bir asker bazı şerâit dâhilinde, mühim ve mahûfbir mevki‘de, bir saat nöbette bir sene ibâdet kadar bir fazîlet kazanabilir. Ve bir dakikada bir kurşunu yemekle, en ekall kırk günde ancak kazanılacak velâyet derecesi gibi bir makama çıkıyor. Öyle de, Sahâbelerin te’sîs-i İslâmiyette ve n...
(83) 27. Söz/6, Sh 166 | 3.Sebep 2.Vecih| Sahabeler kurbiyet-i İlâhiye cihetinde akrebiyete mazhardır 18.01.2025 55:49
İkinci Vecih: Sahâbelerin kurbiyet-i İlâhiye noktasındaki makamlarına velâyet ayağıyla yetişilmez. Çünkü Cenâb-ı Hakk bize akrebdir ve her şeyden daha ziyâde yakındır. Biz ise ondan nihâyetsiz uzağız. Onun kurbiyetini kazanmak, iki sûretle olur. Birisi, akrebiyetin inkişâfıyladır ki, nübüvvetteki kurbiyet ona bakar. Ve nübüvvet verâseti ve sohbeti cihetiyle Sahâbeler o sırra mazhardırlar. Sayfa 16...
(82) 27. Söz/5, Sh 164 | 2.Sebep | Sahabeler, kemâlât-ı insaniyenin en a‘lâ derecesindedirler 17.01.2025 54:28
İkinci Sebeb: Yirmi Yedinci Söz’deki ictihâd bahsinde beyân ve isbat edildiği gibi; Sahâbeler, ekseriyet-i mutlaka i‘tibâriyle kemâlât-ı insaniyenin en a‘lâ derecesindedirler. Çünkü o zamanda, o inkılâb-ı azîm-i İslâmîde, hayır ve hak bütün güzelliğiyle, şer ve bâtıl bütün çirkinliğiyle görülmüş ve maddeten hissedilmiş. Şer ve hayır ortasında öyle bir ayrılık; ve kizb ve sıdk mâbeyninde öyle bir m...
(81) 27. Söz/4, Sh 162 | Zeyl | Sahabeler hakkındadır | Sahabelere, fazîlet-i külliyede yetişilemez 16.01.2025 48:39
Yirmi Yedinci Söz’ün Zeyli Sahâbeler hakkındadır. Mevlânâ Câmî’nin dediği gibi derim: يَا رَسُولَ اللّٰهْ چِه بَاشَدْ چُونْ سَكِ اَصْحَابِ كَهْفْ دَاخِلِ جَنَّتْ شَوَمْ دَرْ زُمْرَۀِ اَصْحَابِ تُو اُو رَوَدْ دَرْ جَنَّتْ مَنْ دَرْ جَهَنَّمْ كَيْ رَوَاسْتْ اُو سَكِ اَصْحَابِ كَهْفْ مَنْ سَكِ اَصْحَابِ تُو Sayfa 163 بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ Sahâbeler hakkında وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْد...
(80) 27. Söz/3, Sh 159 | 6.Mani, Hatime | Ahkâm-ı şer‘iyenin teferruât kısmı ahvâl-i beşeriyeye bakar 15.01.2025 1:06:51
Altıncısı: Selef-i sâlihînin müctehidîn-i izâmı, asr-ı nûr ve asr-ı hakîkat olan asr-ı Sahâbeye yakın olduklarından, sâfî bir nûr alıp hâlis bir ictihâd edebilirler. Şu zamanın ehl-i ictihâdı ise, o kadar perdeler arkasında ve uzak bir mesâfede hakîkat kitabına bakar ki, en vâzıh bir harfini de zor ile görebilirler. Eğer desen: “Sahâbeler de insandırlar. Hatadan, hilâftan hâlî olmazlar. Halbuki ic...
(79) 27. Söz/2, Sh 156 | 4-5.Mani | Üç nokta şu zamanın ictihadını arziye yapar, semâvîlikten çıkarır 14.01.2025 58:08
Dördüncüsü: Nasıl ki bir cisimde, neşv ü nemâ için tevessü‘ meyli bulunur. O meylü’t-tevessü‘ ise, çünkü dâhildendir, vücûd ve cisim için bir tekemmüldür. Fakat eğer hâriçte tevsî‘ için bir meyil ise, o vücûdun cildini yırtmaktır. Tahrîb etmektir. Tevsî‘ değildir. Öyle de, İslâmiyet’in dâiresine selef-i sâlihîn gibi takvâ-yı kâmile kapısıyla vezarûriyât-ı dîniyenin imtisâli tarîkiyle dâhil olanlar...
(78) 27. Söz/1, Sh 154 | İctihad Risalesi | İctihâd kapısı açıktır. Şu zamanda girmeye 6 mâni vardır 13.01.2025 59:44
YİRMİ YEDİNCİ SÖZ İctihâd Risâlesi Beş altı sene mukaddem, Arabî bir risâlede ictihâda dâir yazdığım bir mes’ele, iki kardeşimin arzularıyla o mes’eleye dâir haddinden tecâvüz edenin haddini bildirmek için şu söz, o mes’ele-i ictihâdiyeye dâir yazıldı. Sayfa 155 YİRMİ YEDİNCİ SÖZ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَي الرَّسُولِ وَاِلٰٓي اُولِي الْاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ال...
(77) 24. Söz/24, Sh 150 | Ubûdiyet mukaddeme-i mükâfât-ı lâhika değil, netice-i ni‘met-i sâbıkadır 12.01.2025 59:31
İkinci Meyve: Ey nefis! Ubûdiyet, mukaddeme-i mükâfât-ı lâhika değil, belki netice-i ni‘met-i sâbıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız. Ona göre hizmetle ve ubûdiyetle muvazzafız. Çünkü ey nefis! Hayr-ı mahz olan vücûdu sana giydirenHâlik-ı Zülcelâl, sana iştihâlı bir mide verdiğinden, Rezzâk ismiyle bütün mat‘ûmâtı bir sofra-i ni‘met içinde senin önüne koymuştur. Sonra sana hassâsiyetli bir hayat...
(76) 24. Söz/23, Sh 148 | 5.Dal | 1.Meyve | Muhabbet, şu kâinâtın bir sebeb-i vücûdu ve râbıtasıdır 11.01.2025 54:25
Beşinci Dal: Beşinci Dal’ın “Beş Meyvesi” var. Birinci Meyve: Ey nefisperest nefsim! Ey dünyaperest arkadaşım! Muhabbet, şu kâinâtın bir sebeb-i vücûdudur. Hem şu kâinâtın râbıtasıdır. Hem şu kâinâtın nûrudur, hem hayatıdır. İnsan, kâinâtın en câmi‘ bir meyvesi olduğu için, kâinâtı istîlâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle nihâyetsiz bir muhabbete lây...
(75) 24. Söz/22, Sh 146 | 4.Dal/3 | Şu kainatta nebâtât ve cemâdât ile insanın vazifeleri nelerdir? 10.01.2025 50:52
Üçüncü kısım ameleleri, nebâtât ve cemâdâttır. Onların cüz’-i ihtiyârîleri olmadığı için, maaşları yoktur. Amelleri hâlisan livechillâhtır ve Cenâb-ı Hakk’ın irâdesiyle ve ismiyle ve hesabıyla ve havl ve kuvvetiyledir. Fakat nebâtâtın gidişatlarından hissolunuyor ki, onların vezâif-i telkîh ve tevlîdde ve meyvelerin terbiyesinde bir çeşit telezzüzâtları var. Fakat hiç teellümâta mazhar değiller. H...
(74) 24. Söz/21, Sh 144 | 4.Dal/2 | Hayvanâtın istihdamındaki beş gaye / Bülbül bahsine tetimme 09.01.2025 51:14
Ve bu saray-ı kâinâtta ikinci kısım amele hayvanâttır. Hayvanât dahi, iştihâ sâhibi bir nefis ve bir cüz’-i ihtiyârîleri olduğundan, amelleri hâlisan livechillâh olmuyor. Bir derece nefislerine de bir hisse çıkarıyorlar. Onun için Mâlikü’l-Mülk-ü Zülcelâl-i ve’l-İkrâm, kerîm olduğundan, onların nefislerine bir hisse vermek için, amellerinin zımnında onlara bir maaş ihsân ediyor. Meselâ, meşhur (Hâ...
(73) 24. Söz/20, Sh 142 | 4.Dal/1 | Dört nevi' mahlukatın şu kâinât sarayında istihdâmındaki hikmet 08.01.2025 59:58
Dördüncü Dal: اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَث۪يرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَث۪يرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ اِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ ٭ صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظ۪يمُ ٭ (Hâşiye) Şu büyük ve geniş âyetin hazinesinden yalnız...
(72) 24. Söz/19, Sh 140 | 3.Dal/6 | 11-12.Asıl | Hadislerde müteşabihat-müşkilat ve nazar-ı nübüvvet 07.01.2025 59:54
On Birinci Asıl: Nasıl Kur’ân-ı Hakîm’in müteşâbihâtı var, te’vîle muhtaçtır veyahud mutlak teslîm istiyor. Ehâdîsin de, Kur’ân’ın müteşâbihâtı gibi müşkilâtı vardır. Bazen çok dikkatli tefsîre ve ta‘bîre muhtaçtır. Geçmiş misâller ile iktifâ edebilirsiniz. Evet, nasıl ki hüşyâr olan adam, yatmış olan adamın rüyasını ta‘bîr eder. Öyle de, bazen uykuda olan bir adam, yanında uyanık olan konuşanları...
(71) 24. Söz/18, Sh136 | 3.Dal/5 | 9-10.Asıl | Amellerin faziletine dair rivayetlerde mübalağa yoktur 06.01.2025 59:52
Dokuzuncu Asıl: Mesâil-i îmâniyeden bir kısmın netâici, şu mukayyed ve dar âleme bakar. Diğer bir kısmı, geniş ve mutlak olan âlem-i âhirete bakar. Amellerin fazîlet ve sevabına dâir ehâdîs-i şerîfenin bir kısmı, terğîb ve terhîbe münâsib bir te’sîr vermek için belâgatli bir üslûbda geldiğinden, dikkatsiz insanlar onları mübâlağalı zannetmişler. Halbuki bütün onlar, ayn-ı hak ve mahz-ı hakîkat old...
Similar podcasts
Replaio is not a podcast publisher; show names, artwork and audio belong to their authors and are distributed through public RSS feeds.