Av. Ali Kurt
Sözler Mecmuası
Bediüzzaman Said Nursî’nin eseri olan Risale-i Nur Külliyatı'nı anlamak, hayatımıza katmak ve derinlemesine kavramak için yola çıktık. Her bölümde Av. Ali Kurt ile Risale-i Nur'daki önemli konulara odaklanarak iman, ahlak ve irfan yolculuğunda rehber olacak dersler sunuyoruz. İlgili her yaştan dinleyiciyi, hayatlarına anlam katacak bu düşünceleri keşfetmeye davet ediyoruz. Lem'alar Mecmuası için:Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast/lemalar-mecmuası/id1777199594Spotify: https://open.spotify.com/show/0q1S0du5ofaVy71I2lkG1RBilgi ve yorumlarınız için: alikurthizmet@gmail.com
Author
Av. Ali Kurt
Category
Podcast website
Latest episode
Jun 29, 2026
Where to listen?
Podcasts in the app Replaio Radio Coming soonPodcasts are coming to the app soon. Install now and be the first to see a whole new take on podcasts
Episodes
(120) 30. Söz/12, Sh 231 | Zerre | Birinci Mebhas | Zerrenin hareket ve sükûnetinde iki nûr-u tevhîd 24.01.2026 57:46
Birinci Nokta: İki Mebhas’tır. Birinci Mebhas: Her zerrede, hem hareketinde, hem sükûnetinde iki güneş gibi iki nûr-u tevhîd parlıyor. Çünkü Onuncu Söz’ün Birinci İşareti’nde icmâlen ve Yirmi İkinci Söz’de tafsîlen isbat edildiği gibi, her bir zerre,eğer me’mûr-u İlâhî olmazsa ve onun izni ve tasarrufu ile hareket etmezse ve ilim ve kudretiyle tahavvül etmezse, o vakit her bir zerrenin nihâyetsiz...
(119) 30. Söz/11, Sh 231 | Zerre | İmâm-ı Mübîn kader defteri ise, Kitâb-ı Mübîn kudret defteridir 21.01.2026 54:03
Elhâsıl madem İmâm-ı Mübîn mâzî ve müstakbelin ve âlem-i gaybın etrafına dal budak salan şecere-i hilkatin bir programı, bir fihristesi hükmündedir. Şu ma‘nâdaki İmâm-ı Mübîn kader-i İlâhînin bir defteri, bir mecmûa-i desâtîridir. O desâtîrin imlâsıyla ve hükmüyle, zerrât, vücûd-u eşyâdaki hıdemâtına ve harekâtına sevk edilir. Ama “Kitâb-ı Mübîn” ise, âlem-i gaybdan ziyâde âlem-i şehâdete bakar. Y...
(118) 30. Söz/10, Sh 230 | Zerre | Tahavvülât-ı zerrât kalem-i kudretin ihtizâzât ve cevelânıdır 13.01.2026 58:12
Otuzuncu Söz’ün İkinci Maksadı Tahavvülât-ı zerrâta dâir. Şu âyetin hazinesinden bir zerreye işaret edecektir.بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِوَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَاْت۪ينَا السَّاعَةُ قُلْ بَلٰي وَرَبّ۪ي لَتَاْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُعَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِ وَلَٓا اَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرُ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ...
(117) 30. Söz/9, Sh 227 | Ene | Kur'an'ın himmetiyle felasifeyi gark eden madde ayağımı da ıslatamadı 10.01.2026 54:15
Geçen hakîkati tenvîr edecek bir seyâhat-i hayâliye sûretinde, nîm-manzûmolarak Lemeât’da yazdığım bir vâkıa-i misâliyenin meâlini şurada zikretmeye münâsebet geldi. Şöyle ki:Bu risâlenin te’lîfinden sekiz sene evvel, İstanbul’da Ramazân-ı Şerîf’de, meslek-i felsefe ile münâsebette bulunan Eski Said’in Yeni Said’e inkılâb edeceği bir hengâmdadır ki, Fâtiha-i Şerîfe’nin âhirinde صِرَاطَ الَّذ۪ينَ ا...
(116) 30. Söz/8, Sh 225 | Ene | Her birliği bulunan, yalnız birden sudûr eder, bir tek zâtın îcâdıdır 07.01.2026 57:44
Üçüncü Misâl: Nübüvvetin tevhîd-i İlâhî hakkındaki netâic-i âliyesinden ve düstûr-u gāliyesinden اَلْوَاحِدُ لَا يَصْدُرُ اِلَّا عَنِ الْوَاحِدِ yani, “Her birliği bulunan, yalnız birden sudûr edecektir. Madem her şeyde ve bütün eşyâda bir birlik var. Demek bir tek zâtın îcâdıdır” diye olan tevhîdkârâne düstûru nerede? Eski felsefenin bir düstûr-u i‘tikādîsinden olan اَلْوَاحِدُ لَا يَصْدُرُ عَنْه...
(115) 30. Söz/7, Sh 224 | Ene | Diyânete itâat etmeyip yolunu şaşıran felsefe dizginini ene'ye verir 04.01.2026 56:43
İşte diyânete itâat etmeyen felsefenin böyle yolu şaşırdığı içindir ki, ene kendi dizginini eline almış. Dalâletin her bir nev‘ine koşmuş. İşte şu vecihteki enenin başı üstünde, bir şecere-i zakkūm neşv ü nemâ bulup, âlem-i insaniyetin yarısından fazlasını kaplamış. İşte o şecerenin kuvve-i şeheviye-i behîmiye dalında beşerin enzârına verdiği meyveler ise, esnâmlar ve âlihelerdir. Çünkü felsefenin...
(114) 30. Söz/6, Sh 223 | Ene | Ene hayra bakan cihettte kendini bir abd bilir, mâhiyeti harfiyedir 02.01.2026 57:16
Şöyle ki: Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor. Diğer vechini felsefe tutmuş geliyor. Nübüvvetin vechi olan birinci vecih: Ubûdiyet-i mahzanın menşeidir. Yani, ene kendini abd bilir. Başkasına hizmet eder, anlar. Mâhiyeti harfiyedir. Yani başkasının ma‘nâsını taşıyor, fehmeder. Vücûdu tebeîdir. Yani başka birisinin vücûduyla kāim ve îcâdıyla sâbittir, i‘tikād eder. Mâlikiyeti vehmiyedir. Yan...
(113) 30. Söz/5, Sh 222 | Ene | Zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki azîm cereyân her tarafa kök salmış 31.12.2025 59:12
İşte bak, âlem-i insaniyette zaman-ı Âdemden şimdiye kadar iki cereyân-ı azîm, iki silsile-i efkâr her tarafta ve her tabaka-i insaniyede dal budak salmış iki şecere-i azîme hükmünde, biri silsile-i nübüvvet ve diyânet, diğeri silsile-i felsefe ve hikmet, gelmiş gidiyor. Her ne vakit o iki silsile imtizâc ve ittihâd etmiş ise, yani silsile-i felsefe silsile-i diyânete dehâlet edip itâat ederek hiz...
(112) 30. Söz/4, Sh 221 | Ene | Ene'nin mâhiyeti harfiyedir, rubûbiyeti hayâliyedir 11.12.2025 52:15
Biri, hayra ve vücûda bakar. O yüz ile yalnız feyze kābildir. Vereni kabul eder. Kendi îcâd edemez. O yüzde fâil değil, îcâddan eliSayfa 221kısadır. Bir yüzü de, şerre bakar ve ademe gider. Şu yüzde o fâildir, fiil sâhibidir. Hem onun mâhiyeti harfiyedir. Başkasının ma‘nâsını gösterir. Rubûbiyeti hayâliyedir. Vücûdu o kadar zayıf ve incedir ki, bizzât kendinde hiçbir şeye tahammül edemez ve yüklen...
(111) 30. Söz/3, Sh 220 | Ene | Ene, ayna misâl, vâhid-i kıyâsî, âlet-i inkişâf ve ma‘nâ-yı harfî'dir 04.12.2025 55:59
Suâl: Ne için Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının ma‘rifeti enâniyete bağlıdır? Elcevab: Çünkü mutlak ve muhît bir şeyin hududu ve nihâyeti olmadığı için, ona bir şekil verilmez. Ve üstüne bir sûret ve bir taayyün vermek için hükmedilmez. Mâhiyeti ne olduğu anlaşılmaz. Meselâ, zulmetsiz, dâimî bir ziyâ, bilinmez ve hissedilmez. Ne vakit hakîkî veya vehmî bir karanlık ile bir hat çekilse, o vakit bi...
(110) 30. Söz/2, Sh 220 | Ene | Cenâb-ı Hakk’ın sıfât ve esmâsının marifeti niçin enâniyete bağlıdır? 27.11.2025 55:11
Eğer onun hakîkî mâhiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse, kendisi açıldığı gibi, kâinât dahi açılır. Şöyle ki: Sâni‘-i Hakîm, insanın eline emânet olarak, rubûbiyetinin sıfât ve şuûnâtının hakîkatlerini gösterecek, tanıttıracak işârât ve numûneleri câmi‘ bir ene vermiştir. Tâ ki, o ene bir vâhid-i kıyâsî olup, evsâf-ı rubûbiyetve şuûnât-ı ulûhiyetbilinsin. Fakat vâhid-i kıyâsî, bir mevcûd-u hakîkî olma...
(109) 30. Söz/1, Sh 219 | Tılsım-ı kâinâtı keşfeden Kur’ân'ın mühim bir tılsımını açan Ene Risalesi 20.11.2025 54:20
Tılsım-ı kâinâtı keşfeden, Kur’ân-ı Hakîm’in mühim bir tılsımını halledenOTUZUNCU SÖZEne ve Zerre’den ibâret bir elif, bir noktadır. Şu Söz’ün “İki Maksad” ı var. Birinci Maksad, enenin mâhiyet ve neticesinden; İkinci Maksad, zerrenin hareket ve vazîfesinden bahseder. Birinci Maksadبِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِاِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَ...
(108) 29. Söz/19, Sh 215 | Tasdiknâme | 29.Söz'ü kerâmet derecesinde tasdik eden tevâfukāt-ı elifiye 02.11.2025 59:48
TasdîknâmeBekā-yı rûh, melâike ve haşir gibi üç mes’ele-i mühimmeyi, hârika bir sûrette isbat eden Yirmi Dokuzuncu Söz risâlesinin hakkāniyetine bir sikke-i tasdîk sûretinde kerâmet derecesine çıkan hârika tevâfukāt-ı elifiyesi, te’lîften takrîben beş sene sonra hatt-ı hakîkîsine yakın bir müstensihin başta yazıldığı gibi, sür‘atle, bir tek gecede yazmasından, bütün sahîfelerde eliflerin adedi bir...
(107) 29. Söz/18, Sh 211 | 3.Mesele | Cennet-cehennem şecere-i hilkatin ebede uzanan iki meyvesidir 22.10.2025 1:06:47
Üçüncü Mes’ele: Ölecek âlemin dirilmesi mümkündür. Çünkü İkinci Esas’ta isbat edildiği gibi kudrette noksân yoktur. Muktezî ise gayet kuvvetlidir. Mes’ele ise mümkinâttandır. Mümkün bir mes’elenin gayet kuvvetli bir muktezîsi var ise, fâilin kudretinde noksâniyet yok ise, ona mümkün değil, belki vâki‘ sûretiyle bakılabilir. Remizli Bir Nükte: Şu kâinâta dikkat edilse görünüyor ki, içinde iki unsur...
(106) 29. Söz/17, Sh 208 | 4.Esas | Şu âlem dahi büyük bir insandır, o da ölecek, sonra dirilecek 14.10.2025 56:20
Dördüncü Esas: Nasıl kıyâmet ve haşre muktezî var ve haşri getirecek fâil dahi muktedirdir. Sayfa 209Elifler Adedi(16)Öyle de; şu dünyanın kıyâmet ve haşre kābiliyeti vardır. İşte, şu mahal kābildir olan müddeâmızda, dört mes’ele vardır. Birincisi: Şu âlem-i dünyânın imkân-ı mevtidir. İkincisi: O mevtin vukūudur. Üçüncüsü: O harâb olmuş, ölmüş dünyanın âhiret sûretinde ta‘mîr ve dirilmesinin imkân...
(105) 29. Söz/16, Sh 206 | 2.Mesele| Şeffafiyet, mukabele, muvâzene, intizâm, tecerrüd, itâat sırları 09.10.2025 57:55
İkinci Mes’ele ki kudret, melekûtiyet-i eşyâya taalluk eder. Evet, kâinâtın ayna gibi iki yüzü var. Biri mülk ciheti ki, aynanın renkli yüzüne benzer. Diğeri melekûtiyet ciheti ki, aynanın parlak yüzüne benzer. Mülk ciheti ise, zıdların cevelângâhıdır. Güzel- çirkin, hayır-şer, küçük-büyük, ağır-kolay gibi emirlerin mahall-i vürûdudur. İşte şunun içindir ki, Sâni‘-i Zülcelâl, esbâb-ı zâhiriyeyi ta...
(104) 29. Söz/15, Sh 204 | 3.Esas | Bütün haşr-i beşer bir tek nefsin ihyâsı gibi o kudrete kolaydır 29.09.2025 50:54
Üçüncü Esas: Fâil, muktedirdir. Evet, nasıl haşrin muktezîsi, şübhesiz mevcûddur. Haşri yapacak zât da, nihâyet derecede muktedirdir. Onun kudretinde noksân yoktur. En büyük ve en küçük şeyler ona nisbeten birdirler. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar kolaydır. Evet, bir Kadîr ki, şu âlem bütün güneşleri, yıldızları, avâlimi, zerrâtı, cevâhiri nihâyetsiz lisânlarla onun azametine ve kudretine...
(103) 29. Söz/14 Sh 201 | 10.Medar | Kur’ân-ı Kerîm haşr-i cismânîyi ihbârât-ı kat‘iye ile isbat eder 18.09.2025 1:07:26
Dokuzuncu Medâr: Sâdık, masdûk, musaddak olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ihbârıdır. Evet, o Zât’ın (asm) sözleri, saadet-i ebediyenin kapılarını açmıştır. Ve onun kelâmları, saadet-i ebediyeye karşı birer penceredir. Zaten bütün enbiyânın (as) icmâını ve bütün evliyânın tevâtürünü elinde tutmuş bütün kuvveti ile bütün da‘vâları tevhîd-i İlâhîden sonra şu haşir ve saadet noktasında...
(102) 29. Söz/13, Sh 199 | 5.Medar | İsti’dâd, kabiliyet, meyil, emel, efkâr ve tasavvurât-ı insaniye 12.09.2025 59:49
Beşinci Medâr: Beşerin cevher-i rûhunda derc edilmiş gayr-i mahdûdisti‘dâdât; ve o isti‘dâdâtda mündemic olan gayr-i mahsûr kābiliyetler; ve o kābiliyetlerden neş’et eden hadsiz meyiller; ve o hadsiz meyillerden hâsıl olan nihâyetsiz emeller; ve o nihâyetsiz emellerden tevellüd eden gayr-i mütenâhî efkâr ve tasavvurât-ı insaniye, şu âlem-i şehâdetin arkasında bulunan saadet-i ebediyeye elini uzatm...
(101) 29. Söz/12, Sh 197 | 2.Esas | Saadet-i ebediyeye muktezînin mevcûd olduğunu gösteren on medâr 04.09.2025 59:22
İkinci Esas: Saadet-i ebediyeye muktezî vardır. Ve o saadeti verecek Fâil-i Zülcelâl de muktedirdir. Hem harâb-ı âlem, mevt-i dünyâ mümkündür. Hem vâki‘ olacaktır. Yeniden ihyâ-yı âlem ve haşir mümkündür. Hem vâki‘ olacaktır. İşte bu altı mes’eleyi birer birer, aklı iknâ‘ edecek muhtasar bir tarzda beyân edeceğiz. Zaten Onuncu Söz’de, kalbi îmân-ı kâmil derecesine çıkaracak derecede burhânlar zikr...
(100) 29. Söz/11, Sh 195 | İkinci Menba‘ | Âfâkîdir. Ervah ile mükerrer müşâhedât ve münâsebât vardır 25.08.2025 1:00:31
İkinci Menba‘: Âfâkîdir. Yani mükerrer müşâhedât ve müteaddid vâkıât ve kerrât ile münâsebâttan neş’et eden bir nevi‘ hükm-ü tecerrübîdir. Evet, tek bir ruhun ba‘delmemât bekāsı anlaşılsa, şu ruh nev‘inin külliyetle bekāsını istilzâm eder. Zîrâ fenn-i mantıkça kat‘îdir ki, zâtî bir hâssa bir tek ferdde görünse, bütün efradda dahi, o hâssanın vücûduna hükümedilir. Çünkü zâtîdir. Zâtî olsa her ferdd...
(99) 29. Söz/10, Sh 194 | 1.Esas | Mukaddime | Ebedî bir cemâl aynadâr müştâkının ebediyetini ister 14.08.2025 56:13
Mukaddime: Onuncu Söz’ün Dördüncü Hakîkati’nde isbat edildiği gibi; ebedî, sermedî, misilsiz bir cemâl, elbette aynadâr müştâkının ebediyetini ve bekāsını ister. Hem kusursuz ebedî bir kemâl-i san‘at, mütefekkir dellâlının devamını taleb eder. Hem nihâyetsiz bir rahmet ve ihsân, muhtaç müteşekkirlerinin devâm-ı tena‘umlarını iktizâ eder. İşte o aynadâr müştâk, o dellâl mütefekkir, o muhtaç müteşek...
(98) 29. Söz/9, Sh 193 | 2.Maksad | Kıyâmet, mevt-i dünya ve âhiret hakkında 1 mukaddime ve 4 esastır 07.08.2025 52:40
İkinci Maksad: Kıyâmet ve mevt-i dünyâ ve hayat-ı âhiret hakkındadır. Şu maksadın “dört esası” ve bir “mukaddime-i temsîliyesi” vardır. Mukaddime: Nasıl ki, bir saray veya bir şehir hakkında biri da‘vâ etse, “Şu saray veya şehir, tahrîb edilip yeniden muhkem bir sûrette bina ve ta‘mîr edilecektir.” Elbette onun da‘vâsına karşı altı suâl terettüb eder. Birincisi: Ne için tahrîb edilecek? Sebeb ve m...
(97) 29. Söz/8, Sh 188 | 3.Esas | İnsanların melâikelerle muhaveresinde ve müşahedesinde icma vardır 05.08.2025 1:09:51
Üçüncü Esas: Mes’ele-i melâike ve rûhâniyât, o mesâildendir ki, tek bir cüz’ün vücûduyla bir küllün tahakkuku bilinir. Bir tek şahsın rü’yetiyle umum nev‘in vücûdu ma‘lûm olur. Çünkü kim inkâr ederse, külliyen inkâr eder. Bir tekini kabul eden, o nev‘in umumunu kabul etmeye mecbûrdur. Madem öyledir. İşte bak, görmüyor musun veişitmiyor musun ki, bütün ehl-i edyân, bütün asırlarda, zaman-ı Âdemden...
(96) 29. Söz /7, Sh 187|Kudret-i ezeliye nûr-u hayatı her şeyde serpiyor, şuûr ziyâsıyla yaldızlıyor 17.07.2025 58:27
İkinci Esas: Melâikenin vücûduna ve rûhânîlerin sübûtuna ve hakîkatlerinin vücûduna bir icmâ‘-ı ma‘nevî ile, ta‘bîrde ihtilâflarıyla beraber, bütün ehl-i akıl ve ehl-i nakil bilerek bilmeyerek ittifâk etmişler, denilebilir. Hatta maddiyâtta çok ileri giden hukemâ-yı işrâkıyyûn, meşâiyyûn kısmı, melâikenin ma‘nâsını inkâr etmeyerek, “Her bir nev‘in bir mâhiyet-i mücerrede-i ruhâniyeleri vardır” der...
Similar podcasts
Replaio is not a podcast publisher; show names, artwork and audio belong to their authors and are distributed through public RSS feeds.