Av. Ali Kurt

Sözler Mecmuası

Bediüzzaman Said Nursî’nin eseri olan Risale-i Nur Külliyatı'nı anlamak, hayatımıza katmak ve derinlemesine kavramak için yola çıktık. Her bölümde Av. Ali Kurt ile Risale-i Nur'daki önemli konulara odaklanarak iman, ahlak ve irfan yolculuğunda rehber olacak dersler sunuyoruz. İlgili her yaştan dinleyiciyi, hayatlarına anlam katacak bu düşünceleri keşfetmeye davet ediyoruz. Lem'alar Mecmuası için:Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast/lemalar-mecmuası/id1777199594Spotify: https://open.spotify.com/show/0q1S0du5ofaVy71I2lkG1RBilgi ve yorumlarınız için: alikurthizmet@gmail.com

Author

Av. Ali Kurt

Category

Education

Podcast website

podcasters.spotify.com

Latest episode

Jun 29, 2026

Where to listen?

Podcasts in the app Replaio Radio Coming soon

Podcasts are coming to the app soon. Install now and be the first to see a whole new take on podcasts

Get it on Google Play Install for free Android 5M+ downloads · 4.8 rating iOS soon

Episodes

(145) 32. Söz/10, Sh 284 | Hatime |Arabî bir tefekkür. Kabirde tohum hükmünde acbü’z-zeneb bâkî kalır 29.06.2026

İkinci Maksad’ın Hâtimesi: Bir zaman ehadiyete dâir bir tefekkürde bulunduğum zaman, odamın yanındaki çınar ağacının meyvelerine baktım. Arabiyyü’l-ibâre bir silsile-i tefekkürkalbe geldi. Nasıl gelmiş ise, öyle Arabî olarak yazıp, sonra kısa bir meâlini söyleyeceğim. İşte:نَعَمْ فَالْاَثْمَارُ وَالْبُذُورُ مُعْجِزَاتُ الْحِكْمَةِ خَوَارِقُ الصَّنْعَةِ هَدَايَا الرَّحْمَةِ بَرَاه۪ينُ الْوَحْدَةِ ب...

(144) 32. Söz/9, Sh 282 | Hiçbir iş ona ağır gelmez, hiçbir şey ondan gizlenemez, acz ona yanaşamaz 23.06.2026

İkinci Temsîl: Kâinât bir şecere hükmünde olduğu için, her bir şecere, kâinâtın hakāikine misâl olabilir. İşte biz de şu odamızın önündeki muhteşem, muazzam çınar ağacını kâinâta bir misâl-i musaggar hükmünde tutup, kâinâttaki cilve-i ehadiyetiSayfa 283onun ile göstereceğiz. Şöyle ki: Şu ağacın lâakal on bin meyvesi var. Her bir meyvesinin lâakal yüzer kanatlı çekirdeği var. Bütün on bin meyve ve...

(143) 32. Söz/8, Sh 281 | 2.Maksat | Allah birdir, her şeyin Hâlik’ı odur ve dizgini onun elindedir 15.06.2026

İkinci Maksad: Ehl-i şirkin vekili meslek-i şirki hiçbir cihette isbat edemediğinden ve onun isbatından me’yûs kaldığından, ehl-i tevhîdin mesleğini teşkîkâtıyla ve şübheleriyle tahrîb etmeye çalışmak istediğinden, şöyle ikinci bir suâl ediyor, diyor ki: “Ey ehl-i tevhîd! Siz diyorsunuz ki, قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ ٭ اَللّٰهُ الصَّمَدُ ‘Hâlik-ı Âlem birdir, Ehad’ dir, Samed’ dir. Hem her şeyin Hâl...

(142) 32. Söz/7, Sh 279 | Şu dünyada sebepler zahiri birer perdedir, hakîkî te’sir-i icadları yoktur 10.06.2026

Madem her bir zerrenin hareketi ve vazîfe görmesi, onun kanunuyla, izniyle, emriyledir. Elbette teşahhusât-ı vechiyeve herkesin yüzünde herkesten onu temyîz edecek birer alâmet-i fârika bulunması ve sîmâlar gibi seslerde, dillerde ayrı ayrı farklar bulunması, bilbedâhe onun ilim ve hikmetiyledir. İşte şu silsileye mebde’ ve müntehâyı zikrederek işaret eden şu âyete bak. وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ الس...

(141) 32. Söz/6, Sh 277 | 2.Mevkıf, 1.Maksat | Kadîr-i Zülcelal'in icraatına başka eller karışamaz 03.06.2026

Bak, kitâb-ı kâinâtın safha-i rengînine,Hâme-i zerrîn-i kudret, gör, ne tasvîr eylemiş. Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm-i dil erbâbına,Sanki âyâtını Hudâ, nûr ile tahrîr eylemiş. Bak, ne mu‘ciz-i hikmet, iz‘ân-rubâ-yı kâinât,Bak, ne âlî bir temâşâdır, fezâ-yı kâinât. Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şîrînine,Nâme-i nûrunu hikmet, bak ne takrîr eylemiş. Hep beraber nutka gelmiş, hak lisânıyla derler...

(140) 32. Söz/5, Sh 274 | Çiçekli bir ağacın lisan-ı haline dair Arabî bir fıkra ve 1.Mevkıf’ın zeyli 03.06.2026

Arabî fıkranın tercümesi: Yani güya çiçek açmış her bir ağaç, güzel yazılmış manzûm bir kasîdedir ki, o kasîde Fâtır-ı Zülcelâl’in medâih-i bâhiresini inşâdedip, şâirâne lisân-ı hâl ile söylüyor. Veyahud o çiçek açmış her bir ağaç, yüz binler bakar ve baktırır gözlerini açmış, tâ Sâni‘-i Zülcelâl’in neşir ve teşhîr olunan acâib-i san‘atını bir iki gözle değil, belki binler gözlerle baksın. Tâ ehl-...

(139) 32. Söz/4, Sh 271 | Şerîklerin vekilini küre-i arzın, güneşin ve yıldızların tard etmesi 18.05.2026

Sonra o müddeî gider, “Belki küre-i arzı kandırıp orada bir yer bulurum” der. Küre-i arza, (Hâşiye-2) yine esbâb nâmına ve tabiat lisânıyla der ki: “Böyle serseri gezdiğinden, sâhibsiz olduğunu gösteriyorsun. Öyle ise, sen benim olabilirsin.” O vakit küre-i arz, hak nâmına ve hakîkat dili ile, gök gürültüsü gibi bir sadâ ile ona der ki: “Halt etme! Ben nasıl serseri, sâhibsiz olabilirim? Benim elb...

(138) 32. Söz/3, Sh 269 | İnsan bedeni, insan nev'i ve zemin yüzünün şerîklerin vekilini tard etmesi 12.05.2026

Sonra o müddeî onda da me’yûs oldu. Bir insanın bedenine rast gelir. Yine kör tabiat ve serseri felsefe lisânı ile, tabîiyyûnun dedikleri gibi der ki: “Sen benimsin? Seni yapan benim. Veya sende hissem var.” Cevâben o beden-i insanî, hakîkat ve hikmet diliyle ve intizâmının lisân-ı hâliyle der ki: “Eğer bütün emsâlim ve yüzümüzdeki sikke-i kudret ve turra-i fıtratbir olan bütün insanların bedenler...

(137) 32. Söz/2, Sh 267 | Zerre'den me’yûs olan şerîklerin vekilini alyuvar ve hücre'nin tard etmesi 05.05.2026

İşte şerîklerin vekili zerreden me’yûs olunca, “Küreyvât-ı hamrâdan iş bulacağım” diye, kandaki bir küreyvât-ı hamrâya rast gelir. Ona esbâb nâmına ve tabiat ve felsefe lisânıyla der ki: “Ben sana rabb ve mâlikim.” O küreyvât-ı hamrâ, yani yuvarlak, kırmızı mevcûd, ona hakîkat lisânıyla ve hikmet-i İlâhiye dili ile der: “Ben yalnız değilim. Eğer sikkemiz ve me’muriyetimiz ve nizâmâtımız bir olan k...

(136) 32. Söz/1, Sh 266 | 1.Mevkıf | Mevcûdât-ı âlemin vahdâniyete elli beş lisânla şehâdet etmesi 30.04.2026

Şu söz “Üç Mevkıf” dır. Yirmi İkinci Söz’ün Sekizinci Lem‘asını îzâh eden bir zeyildir. Mevcûdât-ı âlem, vahdâniyete şehâdet ettikleri elli beş lisândan –ki Katre Risâlesi’nde onlara işaret edilmiş-birinci lisânına bir tefsîrdir. لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyetinin pek çok hakāikinden, temsîl libâsı giydirilmiş bir hakîkattir.(Birinci Mevkıf)بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ...

(135) 31. Söz/12, Sh 262 | Dördüncü Esas | Mi‘râc’ın semerâtı ve fâidesi nedir? Beşini zikredeceğiz. 27.04.2026

Dördüncü Esas: Mi‘râc’ın semerâtı ve fâidesi nedir? Elcevab: Şu şecere-i tûbâ-yı ma‘neviye olan Mi‘râc’ın beş yüzden fazla meyvelerinden, numûne olarak yalnız beş tanesini zikredeceğiz. Birinci Meyve: Erkân-ı îmâniyenin hakāikini göz ile görüp, melâikeyi, cenneti, âhireti, hatta Zât-ı Zülcelâl’i göz ile müşâhede etmek, kâinâta ve beşere öyle bir hazine ve bir nûr-u ezelî ve ebedî hediye getirmişti...

(134) 31. Söz/11, Sh 259 | Sual? Kâinâtın Efendimiz asm'ın nûrundan yaratılmış olması ne demektir? 20.04.2026

İkinci Müşkil: Ey makam-ı istimâ‘daki insan! Şu ikinci işkâl ettiğin hakîkat o kadar derindir, o kadar yüksektir ki, akıl ona ne ulaşır, ne de yanaşır. İllânûr-u îmân ile görünür. Fakat bazı temsîlât ile o hakîkatin vücûdu, fehme takrîb edilir. Öyle ise, bir nebze takrîbe çalışacağız. Sayfa 260İşte şu kâinâta nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azîm bir şecere ma‘nâsında görünür. Ve şecerenin nasıl...

(133) 31. Söz/10, Sh 257 | Şu Mi‘râc-ı Azîm niçin Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a hastır? 17.04.2026

Şimdi makam-ı istimâ‘da olan mülhide bakıp kalbini dinleyeceğiz. Ne hâle girdiğini göreceğiz. İşte, hatıra geliyor ki, onun kalbi diyor: “Ben inanmaya başladım. Fakat iyi anlayamıyorum. Üç mühim müşkilim daha var. Birincisi: Şu Mi‘râc-ı Azîm ne için Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’a mahsûstur? İkincisi: O zât, nasıl şu kâinâtın çekirdeğidir? Dersiniz: ‘Kâinât onun nûrundan halk olunmuş. He...

(132) 31. Söz/9, Sh 254 | Mi'racın hikmet-i âliyesine bakmak ve tarassud etmek üzere iki temsîl 15.04.2026

Şimdi şu hikmet-i âliyeye bakmak için “iki temsîl” dürbünüyle tarassud edeceğiz. Birinci temsîl: On Birinci Söz’ün hikâye-i temsîliyesinde tafsîlen beyân edildiği gibi; nasıl ki bir Sultân-ı Zîşân’ın, pek çok hazineleri ve o hazinelerde pek çok cevâhirlerin envâı bulunsa, hem sanâyi‘-i garîbede çok mahâreti olsa ve hesabsız fünûn-u acîbeye ma‘rifeti, ihâtası bulunsa, nihâyetsiz ulûm-u bedîaya ilim...

(131) 31. Söz/8, Sh 254 | Üçüncü Esas | Hikmet-i Mi‘râc nedir? Efendimiz asm'ı taltîf ve tavzîftir 06.04.2026

Üçüncü Esas: Hikmet-i Mi‘râc nedir? Elcevab: Mi‘râc’ın hikmeti o kadar yüksektir ki, fikr-i beşer ulaşamıyor. O kadar derindir ki, ona yetişemiyor. O kadar incedir ve latîftir ki, akıl kendi başıyla göremiyor. Fakat bazı işaretlerle, hakîkatleri bilinmezse de, vücûdları bildirilebilir. Şöyle ki: Şu kâinâtın Hâlik’ı, şu kesret tabakātında nûr-u vahdetini ve tecellî-i ehadiyetini göstermek için, kes...

(130) 31. Söz/7, Sh 252 | Sual? Birkaç dakikada binler sene mesâfeyi kat‘ etmek aklen muhâldir. 01.04.2026

Yine hatıra gelir ki, dersin: “Birkaç dakikada binler sene mesâfeyi kat‘ etmek aklen muhâldir.” Biz de deriz ki: Sâni‘-i Zülcelâl’in san‘atında harekât nihâyet derecede muhteliftir. Meselâ, savtın sür‘atiyle ziyâ, elektrik, ruh, hayâl sür‘atlerine kadar mütefâvit olduğu ma‘lûm. Seyyârâtın dahi fennen harekâtı o kadar muhteliftir ki, akıl hayrettedir. Acaba latîf cismi, urûcda sür‘atli olan ulvî ru...

(129) 31. Söz/6, Sh 250 | Sual? Semâvâtta birinin gezmesine, meleklerle görüşmesine nasıl inanayım? 23.03.2026

Yine hatıra gelir ki, sen kalbinden dersin: “Ben semâvâtı inkâr ediyorum. Melâikelere inanmıyorum. Semâvâtta birinin gezmesine, melâikelerle görüşmesine nasıl inanayım?” Evet, senin gibi aklı gözüne inmiş ve gözüne perde çekilmiş adamlara söz anlatmak ve bir şey göstermek, elbette müşkildir. Fakat hak o kadar parlaktır ki, körler de görebildiği için biz de deriz ki: Fezâ-yı ulvî, bil’ittifâk esîr...

(128) 31. Söz/5, Sh 248 | Makam-ı istimâ‘da olan mülhide deriz: Ma‘nîdâr bir kitap kâtipsiz olamaz! 17.03.2026

Şimdi makam-ı istimâ‘da olan mülhide bakıyoruz. Hatıra geliyor ki, o mülhid kalbinden der: “Ben Allah’ı tanımıyorum. Peygamberi bilmiyorum. Nasıl Mi‘râc’a inanacağım?” Biz de deriz ki: Madem şu kâinât ve mevcûdât var ve içinde ef‘âl ve îcâd var. Hem madem muntazam bir fiil, fâilsiz olmaz. Ma‘nîdâr bir kitap kâtibsiz olmaz. San‘atlı bir nakış nakkāşsız olmaz. Elbette şu kâinâtı dolduran ef‘âl-i hak...

(127) 31. Söz/4, Sh 246 | 2.Temsil |Ta Kāb-ı Kavseyn’e kadar gitmesi ve Zât-ı Zülcemâl ile görüşmesi 09.03.2026

İkinci Temsîl: Nasıl ki bir sultanın ünvanlarından olan kumandan-ı a‘zam ünvanı, devâir-i askeriyenin serasker dâiresi gibi küllî ve geniş dâireden tut, tâ onbaşı dâiresi gibi cüz’î ve hususî her bir dâirede bir zuhûru, bir cilvesi vardır. Meselâ, bir nefer, o kumandanlık ünvan-ı a’zamının numûnesini onbaşı şahsında görür. Ona bakar. Ondan emir alır. O nefer onbaşı olduğunda, çavuş dâiresindeki ku...

(126) 31. Söz/3, Sh 245 | 2. Esas | Hakîkat-i Mi‘râc Efendimizin merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûküdür 03.03.2026

İkinci Esas: Hakîkat-i Mi‘râc nedir? Elcevab: Zât-ı Ahmediyenin (asm) merâtib-i kemâlâtta seyr ü sülûkünden ibârettir. Yani Cenâb-ı Hakk’ın tertîb-i mahlûkātta tecellî ettirdiği ayrı ayrı isim ve ünvanlarla; ve saltanat-ı rubûbiyetinde teşkîl ettiği devâir-i tedbîr ve îcâdda ve o dâirelerde birer arş-ı rubûbiyetve birer merkez-i tasarrufa medâr olan bir semâ tabakasında gösterdiği âsâr-ı rubûbiyet...

(125) 31. Söz/2, Sh 243 | 1. Esas | Mi‘râc’ın sırr-ı lüzûmu | Bâtını velâyet, zâhiri risâlettir 24.02.2026

Birinci Esas: Mi‘râc’ın sırr-ı lüzûmu. Meselâ, deniliyor ki: “Cenâb-ı Hakk اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ dir. Her şeye, her şeyden daha yakındır. Cisimden, mekândan münezzehtir. Her veli, kalbi içinde onunla görüşebilir. Neden dolayı velâyet-i Ahmediye(asm) Mi‘râc gibi uzun bir seyahatin neticesinden sonra, her velinin kendi kalbinde muvaffak olduğu münâcâta muvaffak oluyor? Elcevab: Şu...

(124) 31. Söz/1, Sh 241 | Mi‘râc-ı Nebevî (asm) erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur 16.02.2026

OTUZ BİRİNCİ SÖZMi‘râc-ı Nebevî (asm)İhtârMi‘râc mes’elesi, erkân-ı îmâniyenin usûlünden sonra terettüb eden bir neticedir. Ve erkân-ı îmâniyenin nûrlarından meded alan bir nûrdur. Erkân-ı îmâniyeyi kabul etmeyen dinsiz mülhidlere karşı, elbette bizzât isbat edilmez. Çünkü Allah’ı bilmeyen, Peygamberi tanımayan ve melâikeyi kabul etmeyen veya semâvâtın vücûdunu inkâr eden adamlara Mi‘râc’dan bahse...

(123) 30. Söz/15, Sh 237 | Zerre | Sual: Zerrâtın harekâtında şu hikmetin bulunması ne ile bilinir? 11.02.2026

Sâniyen: Sâni‘-i Hakîm, anâsırı tahrîk edip tavzîf ederek, onlara bir ücret-i kemâl hükmünde ma‘deniyâtderecesine çıkarmasıyla ve ma‘deniyâta mahsûs tesbîhâtları onlara bildirmesiyle ve ma‘deniyâtı tahrîk ve tavzîf edip, nebâtât mertebe-i hayatiyesinin makamını vermesiyle ve nebâtâtı rızık ederek tahrîk ve tavzîf ile hayvanât mertebe-i letâfetini onlara ihsân etmesiyle ve hayvandaki zerrâtı tavzîf...

(122) 30. Söz/14,Sh235 | Zerre | İkinci Nokta | Her zerrede Vâcibü’l-Vücûd’a iki şâhid-i sâdık vardır 09.02.2026

İkinci Nokta: Her bir zerrede Vâcibü’l-Vücûd’un vücûduna ve vahdetine iki şâhid-i sâdık vardır. Evet, zerre acz ve cümûduyla beraber, şuûrkârâne büyük vazîfeleri yapmakla, büyük yükleri kaldırmakla Vâcibü’l-Vücûd’un vücûduna kat‘î şehâdet ettiği gibi; harekâtında nizâmât-ı umûmiyeye tevfîk-i hareket edip, her girdiği yerde ona mahsûs nizâmâtı mürâât etmekle, her yerde kendi vatanı gibi yerleşmesiy...

(121) 30. Söz/13, Sh 233 | Zerre | İkinci Mebhas | Zerrâtın harekâtındaki vazîfe ve hikmetlere işaret 28.01.2026

İkinci Mebhas: Zerrâtın harekâtındaki vazîfelere, hikmetlere küçük bir işarettir. Evet, akılları gözlerine sukūt etmiş Maddiyyûnların hikmetsiz hikmetleri, abesiyet esasına istinâd eden felsefeleri, tesâdüfle bağlı olmayan tahavvülât-ı zerrâtı bütün düstûrlarına üssü’l-esâs tutup, masnûât-ı İlâhiyeye masdar göstermişler. Nihâyetsiz hikmetlerle müzeyyen masnûâtı, hikmetsiz, ma‘nâsız, karmakarışık b...

Listen to the Sözler Mecmuası podcast in Replaio

Radio and podcasts in one app - free, with no sign-up. Install today and do not miss the launch

Get it on Google Play

Replaio is not a podcast publisher; show names, artwork and audio belong to their authors and are distributed through public RSS feeds.