Okulsuz Toplum
Okulsuz Toplum Podcast
Kitlesel duygulara iç yolculuk. Toplumsal cesaret ve bireysel vicdanla vardır okulsuztoplum.substack.com
Author
Okulsuz Toplum
Category
Podcast website
Latest episode
May 17, 2026
Where to listen?
Podcasts in the app Replaio Radio Coming soonPodcasts are coming to the app soon. Install now and be the first to see a whole new take on podcasts
Episodes
14 - OBSKÜRANTİZMİN GÖLGESİNDE 17.05.2026 8:38
Sis Koridoru (2016 Yazı) Gri bir sabah. Kamera yavaşça yükselir; şehri baştan sona kaplayan ağır bir sis vardır. Binalar, arabalar, insanlar—her şey yarı görünür, yarı kayıp. Yüksek bir kuleden yayılan loş bir ışık, sisin içinde yol almaya çalışan insanların üzerine düşer. Bu kule, hikâyenin sinematik metaforu olan Karanlık Kule ’dir—propaganda, karalama ve korkunun merkezî motoru. Bir ses yank...
13 - Düşüncenin Limanı 16.05.2026 5:25
I. SAHNE – Boş Bir Odada Başlangıç Kamera yavaşça bir odanın içine girer. Oda boş, tek bir masa ve üzerinde açık bir defter. Pencereden hafif bir güneş ışığı süzülüyor; toz zerrecikleri ışıkta dans ediyor. Yusuf , 50’lerinde, eski bir öğretmen ve gönüllü, masanın başında oturuyor. Ellerini çenesine dayamış, gözleri uzaklara dalmış. Yusuf (iç monolog): “2016’dan beri her şeyi sorguluyorum…Gerçekten...
11 - Unutulan Ahit 15.05.2026 7:30
1. SAHNE – Gecenin Sessizliği Karanlık bir gecede İstanbul’un eski semtlerinden birinde küçük bir ev. Pencerenin önünde oturan yaşlı bir adam, Hoca Yusuf , Kur’an sayfalarını sessizce çevirir. Gözleri yorgun ama içi canlıdır. Ayetin üzerinde durur: “Nimetimi hatırlayın… Ahdimi yerine getirin… Benden korkun.” Fısıldar: “Rabbim, unuttuk galiba… Hem nimeti, hem de korkumuzu yanlış yerlere verdik.” 2....
10 - Sosyal Medya Fırtınası 14.05.2026 7:02
1. SAHNE – Parlak Sahne 2015 yılı, büyük bir kültür merkezi. Dünya çocukları, gençler ve öğretmenler Türkçe Olimpiyatları için bir araya gelmişti. Sahne renkli, her köşede farklı dillerden şarkılar yükseliyordu:Bir Brezilyalı çocuk, Türkçe bir marş söylüyordu;Japon bir kız, zarif bir şekilde halk dansı yapıyordu. Salondaki politikacılar ayakta alkışlıyor, mikrofon başına geçerek: “İşte Türkiye’nin...
9 - Çanakların Gölgesinde 13.05.2026 9:09
1. SAHNE – Pazar Meydanı Atina’ya benzeyen ama bugünün dünyasında geçen bir şehir. Taş sokaklar, mermer sütunlar, ama ortasında dev bir ekran: haber bülteni dönüyor. Ekrandaki spikerin sesi yankılanıyor: Bugün halk meclisi, şehirdeki huzuru bozanları belirlemek üzere toplandı. Her vatandaş, bir çanak alacak. Üzerine adını istemediği kişilerin ismini kazıyacak. En çok adı yazılan kişi, şehirden sür...
8 - Aynı Yüzün Gölgesinde 12.05.2026 7:12
1. SAHNE: “Korkunun Gölgesi” Yıl 2016.Ankara’da, temmuz gecesi bir fırtına çıkmıştı. Siren sesleri, bağırışlar, yanan binalar, koşuşturan kalabalıklar... O gece, Mehmet’in zihninde bir şey kırıldı. Sabah olduğunda, dünya artık aynı yer değildi. “Artık kimseye güvenme,” demişti biri.“Onlar her yerdeler.” Kimdi “onlar”? Belli değildi. Ama herkesin içinde “onlar” vardı sanki. 2. SAHNE: “Her Yüz Aynı”...
7 - Yabancı Yüzler 10.05.2026 7:40
1. SAHNE: “Tanıdık Yabancılar” İstanbul’un sokakları o yıl sessizdi. Sadece sirenler ve fısıltılar dolaşıyordu havada. Gazete manşetleri her sabah yeni bir “düşman” ilan ediyordu. Ali, o sabah aynaya baktığında kendini tanıyamadı. Yüzü aynıydı, ama bakışları başka birine aitti sanki. Kendi yansımasında bile bir yabancının gölgesini görüyordu. Eşi, Elif, kapıdan seslendi: “Ali, bugün dışarı çıkma,...
6 - Altı Cep 09.05.2026 8:54
Rüzgârda uçuşan birkaç yaprak, apartmanın önündeki küçük bahçeye kondu. Leyla, elindeki telefon ekranına baktı. Bir yıl önce aldığı son mesaj hâlâ duruyordu: “Okulu kapattılar, ama çocukların gözleri hâlâ umutla doluydu.” O gözler, şimdi dünyanın dört bir yanına dağılmıştı. Kimisi Kanada’da, kimisi Norveç’te, kimisi hâlâ Türkiye’deydi — ama hepsi aynı sükûnetle taşımaya çalışıyordu yüklerini. 1. S...
4 - Frankeştayn’ın Aynasında 09.05.2026 4:06
Bir zamanlar, bir grup insan bilgiyle, sevgiyle ve inançla bir ışık üretmek istemişti. Cehaleti aydınlatmak, yoksulluğu azaltmak, genç zihinleri uyandırmak… Ama sonra o ışık, yanlış aynalara çarptı. Yankı bozuldu. Ve insanlar kendi eserlerinden korkar oldular. Harun (orta yaşlı bir akademisyen): Ben onu iyilikten yaptım. Parça parça, düşüncelerle, dualarla, yıllar süren çabayla…Her birini dikkatle...
39 - Kırılan Yer 29.04.2026 15:40
Albert Dock’un eski taş rıhtımları, sabahın ilk ışığında hâlâ ıslaktı. Mersey nehri, bu saatte gri değil koyu lacivertti; sanki gecenin son kalıntılarını içine çekip götürmekten yorulmuştu. Daniel Adeyemi yürüyordu. Yürüdüğü her sabah gibi, adımları kararlıydı ama içi boştu. Kırk üç yaşındaydı. Nijeryalı bir göçmenin oğlu, Liverpool Üniversitesi mezunu, şehrin en büyük inşaat şirketlerinden birini...
Sessizliğin Kalabalığı 28.04.2026 14:16
Bazı kırılmalar gürültüyle olmaz. En derin yaralar, sessizliğin içinde, bir damla kan gibi usulca sızar ve hiç fark edilmeden ruhu ele geçirir. Ben bunu, o günlerde değil, çok sonra anladım. O zamanlar sadece bir şaşkınlık vardı içimde; sanki dünya bir anda soluk renklerle boyanmış, sesler kısılmış, bakışlar perdelenmişti. Şehrin taşları aynıydı ama insan denen o kırılgan varlık, kendi gölgesinden...
“Hayat kısa, fırsatlar sınırlı” 10.04.2026 6:29
Liverpool’un rıhtımlarında, Mersey Nehri’nin gri suları kabardığında, şehir adeta nefesini tutardı. Yağmur, kaldırım taşlarını döverken, Albert Dock’un eski depoları arasında puslu bir ışık dans ederdi; sanki geçmişin hayaletleri, bugünün beton kuleleriyle kucaklaşıyordu. İşte o nemli, ağır havada, Faruk Yılmaz adında bir adam, kırk iki yaşında bir finans danışmanı, ofisinin yirmi üçüncü katındaki...
Bakırköy Rıhtımında Bir Sivrisinek 26.03.2026 9:23
Akşam üzeri Bakırköy sahili her zamanki telaşlı kalabalığıyla doluydu. Vapur düdükleri, martıların aç çığlıkları, simitçilerin “Sıcak simit!” bağırışları… Şehir ritmini hiç bozmuyordu. Ama kalabalığın tam ortasında, yirmi sekiz yaşındaki grafik tasarımcı Efe, içinden yavaş yavaş bir şeylerin çöktüğünü hissediyordu. Banklardan birine oturmuş, dizlerine yasladığı defterine boş boş bakıyordu. Son ayl...
“Karaköy’de Bir Sabah ve Bir Yolcu” 23.03.2026 4:41
İstanbul’un sisli bir sabahı, Karaköy’ün dar sokaklarına gri bir tül gibi çökmüştü. Deniz, kıyıya vuran dalgalarla kendi kendine konuşur gibiydi. İşte o sabah, uzun zamandır içsel bir buhranın içinde kaybolmuş olan genç psikolog Deniz, Mimar Sinan’ın kemerli geçitlerinden birinin altında durup derin bir nefes aldı. Elinde, her sabah okuduğu küçük bir not defteri vardı. İlk sayfada şu dua yazıyordu...
İstanbul’un Yokuşlarında Bir “Uhud” Hikâyesi: “Sessiz Atölyenin Dirilişi” 19.03.2026 8:04
İstanbul, Eminönü… Hanların birbirine yaslandığı, çekiç seslerinin martı çığlıklarına karıştığı o kadim ticaret merkezi. Hikâyemiz, bir zamanlar tekstil dünyasının parlayan yıldızı olan ancak 2022 krizinde her şeyini kaybedip “mevziini terk etmeyen” Selim Usta ve onun küçük atölyesindeki sadık ekibi üzerine. Selim Usta, fabrikası iflas edip mallarına el konulduğunda, Eminönü’ndeki döküntü bir hana...
İstanbul’un Sessiz Şahidi: “Kuzguncuk’ta Bir Sabır Mektebi” 16.03.2026 7:57
İstanbul’un o her köşesi tarih ve hüzün kokan semti Kuzguncuk’ta, hayatın en sert rüzgârlarını yemiş ama eğilmemiş bir adamın, Hakan’ın hikâyesi. Selim, 15 Temmuz sonrası o büyük fırtınada her şeyini kaybetmiş, “mağdur” etiketiyle toplumun kıyısına itilmiş binlerce öğretmenden biriydi. O, ayetlerin bahsettiği “dondurucu rüzgârın” (117) kendi ekinlerini nasıl vurduğunu bizzat görmüştü. Bir zamanlar...
İstanbul’un Sessiz Yokuşlarında: “Geceden Süzülen Adalet” 15.03.2026 6:05
İstanbul’un o yorgun ama vakur semti Kuzguncuk’ta geçen, ruhu paramparça edilmiş bir adamın, yani çocukluk arkadaşım Hakan ’ın hikâyesini anlatacağım. Hakan, bir zamanlar bu ülkenin en başarılı matematik öğretmenlerinden biriydi. Ancak 15 Temmuz sonrası o devasa fırtına koptuğunda, Hakan sadece işini değil; itibarını, dostlarını ve hatta selamını bile kaybetti. Hakan, “mağdur” sıfatıyla mühürlenmi...
Deniz’in Dönüşümü 14.03.2026 6:36
Sana bugün çocukluk arkadaşım Deniz’in hikâyesini anlatmak istiyorum. Hani şu her zaman “Deniz’in kalbi isminin hakkını verir,” dediğimiz o adam... Geçen hafta İstanbul’un o boğucu sıcağında, Haliç’in kıyısında oturduğumuzda bana dönüp Rûm Suresi’nin 41. ayetini fısıldadı: “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu...” İşte o an, Deniz’in bir “çöp toplayıc...
İstanbul’un Kalbinde Bir “Vazgeçiş” 13.03.2026 7:53
Bak dostum, sana bugün çok yakın bir arkadaşımın, İstanbul’un o nemli ve tarih kokan sokaklarında geçen, ruhunu nasıl temize çektiğinin hikâyesini anlatacağım. Onun adı Kerem. Kerem’i bilirsin; zeki, hırslı, antikaya ve kitaba olan tutkusuyla tanınan o adam. Ama onun bir zaafı vardı: Biriktirmek. Sadece eşya değil, başarı, statü ve vazgeçemediği o devasa kütüphanesi... Kerem’in kütüphanesinde bir...
İstanbul’un Gölgesinde: “Kırık Altın ve Onarılan Şeref” 12.03.2026 7:57
İstanbul, Balat… Tarihin yorgun ama vakur binalarının, birbirine omuz vermiş dar sokakların semti. Bizim hikâyemiz, o sokakların birinde, rutubet kokulu bir antikacı dükkânında başlıyor. Adım Selim. Bir zamanlar İstanbul’un en parlak borsa simsarlarından biriydim. Benim dünyam rakamlar, grafikler ve “altın” üzerine kuruluydu. “Her şeyin bir fiyatı vardır” felsefesiyle yaşadım otuz yıl boyunca. İha...
İstanbul’da Bir “Emanet” 10.03.2026 3:12
İstanbul, Kapalıçarşı... Yüzyılların ticaret ahlakıyla örülmüş, sadakatin altın kadar değerli olduğu o labirent. Hikâyemiz, çarşının en eski sarraflarından olan Yakup Efendi ve modern, hırslı bir tüccar olan Emre arasında geçiyor. Emre, dışarıdan gelen turistlere (ümmîlere/yabancılara) ürünleri değerinin çok üstünde satıyor ve bunu “Onlar zaten yabancı, piyasayı bilmiyorlar; onlara karşı hile yapm...
Hep aynı rotada, hiç bitmeyen bir yarış 09.01.2026 6:57
Liverpool’da, rüzgârı hep biraz sert, sokakları kırmızı tuğla evlerle dolu bir mahalle düşünün. Orada yaşayan, 35 yaşında, evli ve iki çocuk babası bir taksi şoförü: adı Murat. Türkiye’den yıllar önce “para kazanmak” için gelmiş. Kafasında tek cümle: “Ne kadar çok çalışırsam, o kadar çok ederim.” Günler geçtikçe şehir büyüyor ama Murat’ın içi daralıyor. Her vardiya sonrası aynı düşünce:“Bu kadar s...
Sabah: Sis, Yalnızlık ve İlk Kıvılcım 09.01.2026 7:25
Londra’da yaşayan, 28 yaşında Türk bir yazılımcı: adı Emre. Üniversiteyi bitirmiş, iyi maaşlı bir iş bulmuş, ama içten içe “Ben ne yapıyorum? Her gün metro, ofis, ekran; sonunda ne var?” diye soran biri. Kasım sabahı, Londra’nın ağır, gri sisi. Emre Tottenham’dan Victoria line’a biniyor. Metroda herkes kulaklık takmış, ekranına gömülmüş, gözlerde aynı yorgunluk. O an, aklına Dördüncü Söz’deki şu f...
“Küllerinden Doğan Berlin” 19.12.2025 2:21
Berlin, 1990. Duvar yeni yıkılmıştı ama şehir hâlâ ikiye bölünmüş gibiydi. Doğu’dan gelenler, Batı’nın parlak vitrinlerine yabancıydı; Batı’dakiler ise Doğu’dan gelenleri “öteki” gibi görüyordu. Bu kırılmanın tam ortasında, 27 yaşındaki Anja vardı. Anja, Doğu Berlin’de büyümüş, sistemin içinde şekillenmişti. Babası bir Stasi subayıydı; annesi ise bir ilkokul öğretmeni. Duvar yıkıldığında, Anja’nın...
“Görünmez Tavanın Altında” 15.12.2025 2:52
O gün, odanın içi sessizdi. Ahmet, yıllarca üzerinde çalıştığı kitaplarını raflara dizerken başını kaldırdı. Gökyüzünden sızan ışık, pencereden değil, sanki yukarıdan, görünmez bir tavanın çatlaklarından süzülüyordu. Birden fark etti: Ne zaman yukarıya adım atmak istese, başını sert bir şeye vuruyordu. Görünmeyen ama varlığıyla can yakan bir şey… Bir cam tavan. I Ahmet, yıllarca öğretmenlik yapmış...
Similar podcasts
Replaio is not a podcast publisher; show names, artwork and audio belong to their authors and are distributed through public RSS feeds.